+ yapıbozum stratejisi bir metnin alt katmanlarında kalmış, görmezden gelinmiş, ama aslında metnin içsel tutarlılığını tamamen altüst edecek üçüncü bir kavramı açığa çıkarır. + bir metni yapıbozuma tabi tutmak, daha ortodoks yorumcular tarafından her zaman zorunlu olarak göz ardı edilen bu ihmâl edilmiş ayrıntıları yakalamak suretiyle bir tür tersine çevirme işlemidir. + düşündüğünüz şey değil; imkânsızın deneyimi; düşünülen şey; ‘şeylerin kendilerinde’ zaten daima hareket halinde olan kararsızlık mantığı; her özdeşliği aynı anda hem kendisi hem kendisinden farklı kılan şey; hayalet mantığı; kuramsal ya da pratik parazitbilim ya da virüsbilim. + yapıbozumsal okuma sürekli uyanık, daima tetikte, ara vermeden üreten bir faaliyetin izini sürer. + çifte hareket de budur:içeriden dışa ve dışarıdan içe doğru anlamın yayılımına izin vermek. + yapıbozum stratejisi açısından batı metafiziğinin-ontolojisinin ürettiği kavramlardan kurumlara, söylemlerden yasalara kadar hiçbir şeyin anlamı göründüğü gibi değildir. + saçılma sayesinde derrida’nın kavramları, batı onto-teolojisinin ve metafiziğinin ikili karşıtlıklarını ya da diyalektiğin üçlü hâkimiyetini yıkarlar;fakat “metinsel olarak yıkarlar; onlar, kavram ya da gösterilen taşıyıcı tarafından hiçbir noktada hareketsiz kılınamayan saçılmanın işaretleridir (çokanlamlılığın değil). + şizofrenik bir uykusuzluğun ortasında ‘bilim’ yapmaktır yapıbozum. derrida’nın yapıbozumu bu yüzden daima ima eder; zira bir metnin yapıbozumunda, anlamın verili konumu ile sonsuz bağlamı eş zamanlı hareket eder. + hukukun bilimselliği, değerlerin onto-metafizik zemini üzerinden tartışılıyorsa ve değerlerin nihaî dayanağı “tanrının sesi”ne gönderme yapıyorsa, hâlâ neden ve nasıl adalet değerinin objektifliğine dayanarak hukukun bir bilim olduğunu ileri sürebiliriz? + pozitif yasa metninde, adaletin özü olan eşitlik yoksa o yasa kusurlu hukuktur (flawed law), zira hukukun tam da doğası olan adalet değerini içermemiştir. + inancın dilinde, aynı düşünceler incil’den iki ayetle tescil edilir. ilkinde şu yazılıdır: üzerinizde yetki sahibi olan otoritelerekarşı itaatkâr olun. ama diğer yandan şu da yazılıdır: insanlardan ziyade tanrıya itaat edin.bu yalnızca dindarca bir dilek olmayıp, geçerli bir hukuk önermesidir. + aral, adaletin objektif bir değer olduğunu kanıtlamak ve tanrının sesini bastırmak için daima ‘bilimsel’lik vurgusunu öne çıkarır. oysa hukukun ve adaletin bilimselliği savı, yine ve yeniden aşkınlığı maskeleme vazifesi görür. + “bilim sarayı”nın prensleri! hukukun bir bilim olduğu savının ısrarla sahiplenilmesinin altında yatan neden hukuka ‘itibar’ kazandırma gayretidir. + her yargı nihayetinde bir inançtır. + değerler, bilimsel metotlarla kanıtlanmak yerine inançla işlerlik kazanır. + ‘hukuk bir bilimdir’ yargısı aslında hukukun bir bilim olduğuna ilişkin gerekçelendirilmiş bir inançtır da. bir şey ‘bilimsel’ bilgi ile gerekçelendirilse dahi, bir inanç yargısı olmayı sürdürür. her inanç belli ölçüde sübjektiflik ya da arızîlik unsurunu içerir. dolayısıyla her bilimsel bilgi ‘öz’ünde, iddia ettiğinin aksine, objektifliği zedelenmiş bir yargıdır. aral, ‘hukuk nedir’ sorusunu, yasa koyucunun keyfî iradesinden, öznel, kişisel yargılardan arındırmak adına, adaletin objektivitesine sığınarak cevaplar; ne var ki ‘kaçındığı’ şeyler işlerini çoktan görmüştür;sübjektiflik ve keyfîlik, hukukun nesnelliği-bilimselliği yargısına örtülü bir şekilde zaten yerleşmiştir. + bilim sınırlıdır, “onun yaratıcısı olan insan aklı sonlu ve noksandır”; “her şey bilimin ve insan aklının alanına girmez”, “pek çok şey onun avuçlarından kaçar”: bugün için, bilimin tanrılaştırılmasından uzak bulunulmaktadır. çünkü son zamanlarda batı insanlığı bir takım olaylar yaşamış ve bu olaylar yeni tanrıyı tahtından indirmiştir. + salt değerin objektifliği insanın tinsel yanı üzerinden bilimselleştirilirken, tanrının değer bilimindeki mevcudiyeti çoktan sağlama alınmıştır: tanrı ya da değerlerin metafizik mevcudiyeti ‘bilimsel’ metotlara ya da yargılara sessizce yerleşir. + hukuk ve adalet ilişkisi, bilimsellik etiketine sığınmadan tartışıldığında ‘bilimsel düşünce tarihi’ ne kaybeder ya da ne kazanır? https://www.academia.edu/15548208/HUKUK_B%C4%B0L%C4%B0M%C4%B0_N%C4%B0N_YAPIBOZUMSAL_OKUMASI